Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

UDA Nedir ?

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 UDA Nedir ?
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı
Okunuyor UDA Nedir ?

Uygulamalı davranış analizi (UDA), davranış analizinin geliştirdiği öğrenme ve davranış ilkelerinin sosyal açıdan önemli insan davranışlarına uygulanarak yeni davranışların öğretilmesi, uygun olmayan davranışların değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması süreci olarak tanımlanır.

UDA’nın temelleri ve tarihçesi

Esnek Reklam Alanı
 

Uygulamalı davranış analizinin temelleri psikolojinin davranışçılık okulundan kaynaklanmaktadır. 20. yüzyılın başlarından itibaren psikolojide önemli gelişmeler olmuştur ve davranışçılık psikoloji alanında gücünü önemli ölçüde ortaya koymuştur. Davranışçılık diğer yaklaşım ve kuramlardan bilimsel yöntemleri, özellikle deneysel yöntemleri, kullanması nedeniyle önemli farklılıklar göstermiştir. Davranışcı ekol temelde üç büyük kuramcının etkisi altında şekillenmiştir. Bu kuramcılar Ivan Pavlov) John B. Watson ve B.F. Skinner’ dır

Pavlov klasik koşullama kuramını ileri sürmüştür. Klasik koşullama kuramına göre çevresel uyaranlar organizmada öğrenmeye, bir diğer deyişle, koşullu tepki sunmaya, yol açmaktadır. Bir fizyolog olan Pavlov, klasik koşullama kuramını ağırlıklı olarak köpeklerin sindirim sistemleri üzerinde çalışırken geliştirmiştir. Klasik koşullama kuramına göre öğrenme davranış öncesinde bulunan uyaranlar aracılığıyla öğrenilir. Şöyleki, başlangıçta organizmada herhangi bir tepkiye yol açmayan bir durum, organizamada belirli bir tepkiye yol açan daha güçlü bir durum ile eşlenerek bir süreliğine sunulursa ileride bu güçlü durum olmasa bile başlangıçta bireyde herhangi bir tepkiye yol açmayan durum aynı tepkiye yol açar. Zil sesinin önceleri köpekte bir anlam ifade etmediği ancak bir süreliğine et ile birlikte sunulduktan sonra köpeğin et olmaksızın yalnızca zil sesini duymasıyla salya salgıladığını daha önceki bilgilerimizden anımsayalım.

Watson, Pavlov’un kuramını insanlar üzerinde kullanarak klasik koşullama kuramının yaygınlaşmasını ve çalışma alanını genişletmiştir. Skinner ise, çalışmalarıyla davranışçılık ekolüne edimsel koşullama kuramını kazandırmıştır. Skinner edimsel koşullama kuramında davranışların öğrenilmesinde ya da sönmesinde davranış sonrası uyaranların önemli rol oynadığını ifade ederek klasik koşullamadan farklılaşan yönünü, davranış sonrası uyaranların rolünü, günyüzüne çıkarmıştır. Skinner ve ardından gelen kuramcılar pekiştirme, pekiştirme tarifesi, ipucu, silikleştirme, şekil verme vb pek çok kavram ve davranış ilkeleri üzerinde çalışmış ve kuramı zenginleştirmişlerdir. Edimsel koşullama kuramında ileri sürülen ilke ve kavramlar günümüzde davranış analizi konusunda önemli rol oynamaktadır. 


Otizmle ilgili UDA çalışmaları 1960’lı yıllarda Ivar Lovaas tarafından başlatılmıştır. Lovaas yazarı olduğu “The ME Book” isimli kitapta bir müfredat oluşturmuş, bu müfredatın ne sırayla ve nasıl öğretileceğini açıklamıştır. Bu tarihten günümüze değin de uygulamalı davranış analizi ilke ve yöntemlerinin etkililik ve verimliliklerini inceleyen çok sayıda çalışma yürütülmüş, bu çalışmalara bağlı olarak çok sayıda program önerilmiştir.

UDA neden tercih edilmelidir?

UDA otizme müdahale yöntemleri arasında olup çok sayıda ve güçlü bilimsel bulguları vardır.

UDA’nın etklililiğini inceleyen ve hakemli dergilerde yayımlanmış binlerce deneysel araştırma vardır.


2014 yılı The National Professional Development Center on Autism Spectrum Disorders (NPDC) raporu http://autismpdc.fpg.unc.edu/sites/autismpdc.fpg.unc.edu/files/2014_EBP_Report.pdf ve 2009 yılında yayınlanmış olan National Standards Report  http://www.nationalautismcenter.org/pdf/NAC%20Standards%20Report.pdf 

UDA uygulamalarını otizm alanında en güçlü uygulama seçenekleri olarak ifade ederler
UDA’nın tercih edilmesinde etkili olmasının yanısıra, dinamik bir yapıya sahip olmasının da rolü vardır. Etkili kararlar alabilmek için uygulama boyunca sürekli olarak veri toplanmaktadır.

Gerektiğinde uygulamalar sırasında uygulamaya yönelik gerekli düzeltme, uyarlama ve değişiklikler yapılabilmektedir.

Uygulama sırasında çocukta eğitsel ya da davranışsal açıdan bir gelişmenin görülmemesi, bir durağanlık olması durumunda uygulamacı uygulamasına ilişkin çeşitli ögeleri örneğin, sunulan yönerge, ipucu, pekiştireçler ya da bizzat kullanılan uygulamanın kendisine ilişkin kararlar alır. Bu durum UDA’yı otizm konusunda geliştirilen diğer uygulamalardan ayıran önemli bir noktadır.

Davranış Yönetimi Açısından UDA


Uygulamalı davranış analistlerince, çevre çocuğun davranışlarının temel kaynağıdır. UDA’da gözlenebilir davranışlar ele alınır ve insan davranışlarını etkileyen çevresel özellikler betimlenir. Davranışın öncesinde ve sonrasında neler olduğuna ilişkin detaylı gözlemler yapılarak bilgi toplanır. Örneğin, ağlayan bir çocuk için ağlamaya neden olan içsel durumların (uyaranlar), (örneğin, açlık, susuzluk, ağrı hissi gibi) ya da çevresel durumların (örneğin, nesne elde etme, çevresindeki yetişkinin ilgisini elde etme, zor bir durumdan kaçma) neler olduğu anlaşılmaya çalışılır.UDA’da doğrudan gözlem yapılarak elde edilen bilgi yeni davranışlar kazandırmaya ve uygun olmayan davranışları azaltmaya yönelik uygulamaların planlanmasında kullanılır. 

İzleyen bölümde 3,5 yaşındaki İnci’de sorun davranışa yol açan ortam özellikleri betimlenmeye çalışılmıştır. 

“İnci anneannesinin evinden ayrılıp annesinin arabasına bindiği sırada,araba hareket ettiğinde kapının açık olmasıyla arabanın veridiği sesli uyarıdan rahatsız olarak ağlamaya ve koltuğunu tekmeleyeme başlamıştır. İnci uygun olmayan davranışlar sergilerken diğer yandan da arabanın çıkardığı sesten kurtulmak için “anneanneme gidelim” demektedir. İnci’nin annesi önce ne olduğunu anlayamazken İnci’nin mekanik seslere karşı verdiği tepkiyi anımsamış ve arabadan gelen sesin İnci’nin uygun olmayan davranış sergilemesine yol açtığını fark etmiştir. Annesi İnci’ye bu sesin nedenini açıkladığında, İnci’nin davranışı sona ermiştir”.

Günlük yaşantımızda bu olaya benzer pek çok örnekle karşılaşmaktayız. Örneğimizde arabadan gelen uyarı sesinin İnci’nin ağlama davranışına yol açtığı görülmektedir. Bazen de davranış sonrasında sunulan bir uyaran davranışa neden olabilmektedir. Örneğin, giydiğimiz bir giysinin bize çok yakıştığının söylenmesi bu giysiyi tekrar tekrar giyme olasılığımızı arttırmaktadır. Burada da davranışın tekrarlanmasına neden olan durum ya da olay başkalarının beğenisidir. Şimdi sizler de anne baba ya da öğretmenler olarak çocuklarınızda karşılaştığınız problemli davranışlar öncesinde, sonrasında ya da davranışın gerçekleştiği ortamda neler olduğunu anımsamaya çalışın.

Öğretim Açısından UDA


UDA yalnızca davranış yönetimi kurmak amacıyla değil aynı zamanda çocukların bağımsız yaşama becerilerini kazanabilmelerini sağlamak için etkili öğretim sunmak amacıyla da kullanılır. Bu amaçla, çocuk bir değerlendirmeden geçer ve değerlendirme sonuçları dikkate alınarak çocuğa öğretilmesi hedeflenen becerilerle ilgili amaçlar belirlenir. Örneğin, yapılan değerlendirmelerde taklit becerilerinin kazandırılması, eşleme, sınıflama becerilerinin kazandırılması gibi hedefler belirlenbilir. Kazandırılması hedeflenen beceri karmaşık bir beceri ise kendisini oluşturan ve kendisinden daha küçük öğretilebilir davranışlara/basamaklara bölünür ve her bir basamak planlanarak öğretilir. Bu süreçte ipucu ve pekiştireç kullanımı, şekil verme, zincirleme gibi çeşitli yöntem ve stratejiler kullanılır. 

Örneğin, okula gitmek için hazırlanma davranışını ele alalım. Bunun için çocuk sabah uyanıp yatağından kalkmasıyla birlikte pek çok davranışı sergilemesi gerekir. Çocuğun sergilemesi gereken her bir davranış da kendi içinde basamaklara ayrılarak öğretim yapılabilir. Bağımsız olarak giyinme, elini yüzünü yıkama, kahvaltı yapma bu davranışlara örnek olarak verilebilir ve bu davranışların her biri çocuğun düzeyine bağlı olarak tek tek ve basamaklara bölünerek öğretilir.

UDA ilkeleriyle geliştirilen bazı uygulamalar oldukça yapılandırılmış biçimde yetişkinler tarafından sunulurken bazıları ise çocuğun ilgi ve gereksinimleri doğrultusunda doğal ortamlarda sunulabilmektedir. Çocuğa öğretilmesi hedeflenen davranış için çeşitli ortamlarda tekrar tekrar öğretim sunulur ve çocuğun davranışa ilişkin pratik yapması planlanır. UDA dendiğinde akla hemen ayrık denemelerle öğretim uygulamaları gelmektedir. Ancak, ikisi eşanlamlı olarak kullanılmamalıdır. Ayrık denemelerle öğretim UDA şemsiyesi altında geliştirilmiş bir öğretim uygulamalarından yalnızca bir tanesidir. 

Sonuç olarak, UDA bilimsel dayanaklı uygulamalarla bir hizmet modeli olarak karşımıza çıkmaktadır ve yalnızca otizmli bireyler için değil, normal gelişim gösteren bireyler için yaşamın herhangi bir döneminde, iş yaşamında ya da daha farklı ortamlarda davranış yönetiminde, toplumsal beceri kazandırma, dil gelişimi, günlük yaşam becerileri gibi değişik davranışların öğretiminde etkilidir. 

UDA’nın Temel Varsayımları

UDA’da kullanılan uygulama ve startejiler aşağıda sıralanan varsayımlara dayalı olarak geliştirilmiştir.

Davranışların iletişim işlevleri vardır: Uygun ve uygun olmayan davranışların tümü çocuk tarafından bir amacı karşılamak üzere sergilenir. Örneğin uygun olmayan bir davranış herhangi bir nesne, durum ya da ilgi elde etmek için sergilenebilir ya da hoşlanmadığı bir durumdan kaçmak/kaçınmak için sergilenebilir. Dolayısıyla, UDA’da yalnızca uygun olmayan davranışların azaltılması değil aynı zamanda uygun biçimde iletişim kurmaya yönelik davranışların öğretilmesi de planlanır.



Kişinin geçmiş öğrenmeleri ve biyolojik özellikleri hâlihazırdaki davranışlarına katkıda bulunur: Otizmli çocuklar açısından bu varsayım değerlendirildiğinde isteklerini bağırarak, ağlayarak ya da vurarak bildirmeyi öğrendikleri görülmektedir. Bazı davranışların biyolojik temelleri bile olsa, örneğin depresyon, nöbetler, UDA’da kapsamlı programlar hazırlanarak bu gibi durumlara yönelik müdahaleler sunulur.



Uygun ve uygun olmayan davranışların her ikisi de aynı davranış ilkeleriyle yönetilir: Uygun davranışlar ve uygun olmayan davranışların tümü öğrenilen davranışlardır. Dolayısıyla, uygun olmayan davranışların yerine uygun davranışların öğretilmesi mümkündür. Örneğin, ağlayarak nesne elde etmenin yerine mümkünse çocuğa konuşarak, mümkün değilse jest ve mimiklerle ya da bir iletişim aracını kullanarak nesne elde etmeyi istemeyi öğretmek hedeflenmelidir.

Davranışlar içinde bulunulan çevreyle ilişkilidir: Davranış gerçekleştiği çevre ile güçlü bir ilişki içindedir. Çevresel koşulları tanımlamadan, içsel ya da dışsal, davranışı değiştirmeye çalışmak uygun olmayan davranışa katkıda bulunur. Çevresel koşullar öğretim, öğretilen becerinin zorluk düzeyi ve rahatsız edici diğer çevresel koşullar gibi dışsal durumlar olabileceği gibi açlık, uykusuzluk, susuzluk gibi çocuğun kendisinden kaynaklanan ve dikkati yöneltme ve işbirliği kurmayı olumsuz yönde etkileyebilecek içsel koşullar da olabilir.

UDA ve Etik

UDA doğrudan insanı hedef alan ve çevresel koşulları düzenleyerek ya da müdahale ederek insan davranışlarını düzenlemeyi hedeflendiğinden etik son derece önemli bir hale gelir. Etik konular pratikteki uygulamalar ve bilimsel açıdan ele alınır. UDA uygulamaları sırasında takip edilmesi önerilen temel etik ilkeler aşağıda sıralanmıştır:


Zarar Vermeme: Tıp alanında geçerli bir kuraldır ve davranış analizi uygulamalarında da kabul edilmiştir. M.Ö 4. yy’da ifade edilmiş ve hekimlerin mesleğe başlarken ettikleri Hipokrat Yemini’nde de yer alan bir maddedir. Davranış analizi uygulamalarında da çocuğa yardım etmek ve zarar vermemek benimsenmiştir. Davranış analizinde zarar vermeme ilkesinin sistematik öğretim dışına çıkmamak, veriye dayalı karar vermek, uzmanlık alanında olan durumlara müdahale etmek gibi noktaları kapsadığı düşünülmektedir.

Özerk Olmaya Saygı Gösterme: Çocuğun yeterliliklerini sergilemeye ya da bağımsızlığını sağlamaya yönelik müdahalelerde bulunma noktasındaki sorumluluklarımızı ifade eder. 

Çevredekilerden Yararlanma: Davranış analizi uygulamalarının dışında bir takım uygulama ve değerlendirmelerden yararlanabileceği düşünülen çocukların hizmetlerden yararlandırılması gerekliliğini vurgular. Örneğin, sınıfta uygun olmayan davranışlara çocuğun kulağı iyi işitmediği için giriştiği fark edildiğinde bir hekime yönlendirilmesi gerekir.

Kendinize Davranılmasını İstediğiniz Gibi Davranma: En temel kurallardan birisidir. Davranış analizinde özellikle itici uyaranların, çocuğu rahatsız hissettirebilecek olan uygulamaların kullanılmasını önleyebilmek açısından önemlidir.

Dürüst ve Doğru Olma: Uzmanlar çalıştıkları, çocuk, ailesi, öğretmeni ve okula karşı dürüst ve doğru olmakla yükümlüdürler. Bu durum sorunun anlaşılması ve gelişmenin takip edilmesi açısından son derece önemlidir. 


İnsan Onuruna Uygun Hareket Etme: Hizmet sunduğumuz pek çok çocuk kendisini tam olarak temsil ve ifade edemeyebilmektedir. Sözel becerilere sahip olamayabilir ya da bu noktada anlaşılır olmakla ilgili sorun yaşayabilir. Ancak, davranış analistleri mutlak insan onuruna uygun ve saygılı biçimde davranmalıdır. Öğretim ve davranış değişikliğinde çocuğun bu yetersizliklerini iyileştirici bir takım hedefler benimsemeli, çocukla göz kontağı kurmalı, çocuğa karşı cana yakın ve arkadaşça davranmalıdır. 


Sabırlı ve Şefkatli Olma: Bu ilke şimdiye değin açıklanan pek çok ilkeyi de kapsamaktadır. İnsan onuruna uygun, saygılı, özerkliği esas alan sabırlı bir tutum içinde olunmalıdır.

Alandaki Gelişmeleri Takip Etme: Davranış analizi dinamik bir alan olup sürekli olarak gelişme göstermektedir. Uzamanlar da bu gelişmelere açık olmalı, alandaki gelişmeleri takip ederek uygulayabilecek donanımı edinmelidirler. Geniş bir perspektiften bakıldığında bu ilkenin de daha önce sıralanan ilkeleri içerdiğini kolaylıkla görebileceksiniz.

Sorumlulukları Kabul Etme: Çocuğun gereksinimlerine uygun olarak belirlenen uygulamanın doğruluğu vb. konularda sorumlulukların kabul edilmesi ve buna uygun hareket edilmesini içerir. 

Sıralanan bu temel etik ilkelerin de kapsandığı bir dizi etik kurallar çeşitli kuruluşlar tarafından kurumsal olarak da belirlenmiştir. Davranış Analisti Sertifika Kurulu 10 maddede etik kodları sıralamışlardır. Her bir madde çok boyutludur ve çok sayıda maddeyi içermektedir.

Davranış Analisti Sertifika Kurulu’nun belirlediği etik kodlar şunlardır:

  1. Davranış analistinin genel sorumlulukları çerçevesindeki uygulamaları
  2. Davranış analistlerinin kendilerinden hizmet alanlara karşı sorumlulukları
  3. Davranışların değerlendirilmesi alanındaki sorumluluklar
  4. Davranış analisti ve bireysel davranış değiştirme programı
  5. Öğretmen/Danışman olarak davranış analistinin sorumlulukları
  6. İşyerlerinde davranış analistlerinin sorumlulukları
  7. Davranış analisti ve araştırmacılık sorumlulukları
  8. Davranış analistlerinin UDA alanına karşı sorumlulukları
  9. Davranış analistlerinin meslektaşlarına karşı sorumlulukları
  10. Davranış analistlerinin topluma karşı sorumlulukları

UDA’yla ilgili yanlış inanışlar

UDA konusunda yanlış bilinen bazı noktalar vardır ve anne-baba ya da alandan olmayan diğer kişilerin tercih yapma durumunda olmalarında doğru kararlar verebilmesi açısından bilinmeleri önemlidir. Aşağıda yer alan her bir madde çoğunlukla alanda yapılan yanlış uygulamalardan, davranış analizi konusunda hizmet sunan kişilerin yetersizliğinden ve yaptıkları hatalı uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Bu noktalar izleyen bölümde maddeler halinde sıralanmıştır:

UDA her duruma uygulanabilecek tek bir uygulamadan oluşur:

Hayır, bu yanlış bir bilgidir. UDA çocuğun gereksinimleri doğrultusunda bireyselleştirilerek kullanılır. Daha önceki açıklamalardan da anımsayacağınız gibi, çocuğun güçlü ve zayıf yanları belirlenir ve buna bağlı olarak öğretilecek davranışlar sıralanır. Ardından, öğretilecek davranışa uygun olan öğretim yöntemi ya da davranış kontrol tekniği kullanılır. Bu süreç içinde de çocuktaki gelişmelere bağlı olarak uygulamada sürekli uyarlamalar yapılabilir.

UDA uygun biçimde davranma ve bazı becerilerin öğretiminde etkilidir; ancak oyun ya da toplumsal beceriler gibi soyut davranışların öğretiminde etkili değildir:

Hayır, UDA’nın çok değişik alanlardan soyut beceriler de dahil olmak üzere davranış ve becerilerin öğretiminde etkili olduğuna ilişkin çok sayıda araştırma ve uygulama örnekleri vardır.

UDA otizmli çocukların tümünde benzer sonuçları doğurur:

Hayır, elde edilen sonuçlar çocuktan çocuğa değişmektedir. Bazı çocuklarda akranlarından ayırt edilemeyecek kadar bir iyileşmeye yol açabilirken, bazılarında daha farklı düzeyde bir iyileşme sağlanabilmektedir. Ancak, araştırmalarla kesin olarak bilinen nokta UDA’nın otizmli çocuk ve ailelerin yaşamlarında önemli olumlu katıkıları olduğudur.

Otizm konusunda diğer yöntmelerin de UDA kadar etkili olduğuna ilişkin bulgular vardır:

Bugün itibarıyla sahip olduğumuz bilgiler otizm konusunda en etkili uygulamanın UDA olduğudur.

Yoğun bir UDA programına dahil olmakla otizmli bir çocuk anaokulu ya da ilköğretim okuluna herhangi bir destek almadan başlayabilir:

UDA’nın etkilerine ilişkin bulgular farklı sonuçlar gösteren geniş bir dağılımı içerir. Anımsayacağınız gibi, kimi çocuklar herhangi bir destek almadan öğretim yaşantısına devam ederken, kimi çocuklar destek hizmetler ile kaynaştırma ortamında devam edebilmekte kimileri ise özel eğitim okullarına devam etmektedir.

Çocuk okul öncesi dönemi çocuğundan yaşça daha büyükse yoğun UDA uygun bir seçenek değildir:

UDA’nın özellikle yoğun olarak sunulmasının okul öncesi dönemdeki etkilerini ortaya koyan çalışmalar vardır. Ancak, ileri yaş dönemindeki çocuklarla da en etkili olan uygulama olduğuna ilişkin yeterli bulgu vardır. Dolayısıyla, UDA programına katılmak bir seçenek olduğunda mutlaka dikkate alınmalı ve değerlendirilmelidir.

UDA ile çoğunlukla öğrenmeye ve işbirliği göstermeye karşı direnç gösteren çocuklarla davranış kontrolü çalışılmaktadır.

UDA’nın tarihsel gelişimi incelendiğinde önceleri çoğunlukla davranış kontrolüne ağırlık verildiği görülmektedir. Ancak, bugünkü bilgilerimizle çocuğun motivasyonunu sağlamanın önemi üzerinde durulmakta, olumlu davranış desteği sunma konusuna odaklanılmaktadır. Ayrıca, bu programların ağırlıklı bölümünü yeni beceri öğretimi oluşturmaktadır.

UDA’ da ceza yoğun olarak kullanılmaktadır:

UDA’ya dayalı olarak geliştirilen öğretim uygulamalarının hiç birisinde ceza kullanılmamaktadır. Öğretim sırasında her zaman için çocuğu motive edici nesne ve etkinliklerin kullanımı gerçekleştirilir. Bu bölümde yapılan açıklamalardan anlaşılacağı gibi, UDA uygulamalarının amacı çocuğa uygun davranışlar kazandırmaktır ve bu amacı karşılamada ceza kullanımının yeri yoktur. Otizmli çocuk kendisini ya da başkalarını tehlike altına alabilecek, zarar verici türde uygun olmayan davranışlar sergilediğinde ise olumlu davranış desteği kullanılmalıdır. Araştırmalar, uygun davranışların azaltılmasıyla ilgili olarak olumlu davranış desteğinin etkili olduğunu ortaya koymaktadır.

UDA ayrık denemelerle öğretim gibi birkaç uygulamadan oluşur:

UDA’da otizmli çocukların yaşam kalitesini yükseltebilmek amacıyla geliştirilmiş çok sayıda uygulama vardır. Bazen bu uygulamaların bir kaçı birleştirilerek bir program hazırlanmaktadır ve genellikle programı hazırlayan kişiler bu programlara özel bazı isimler vermektedirler. UDA’nın yalnızca bir uygulamadan oluştuğunu ileri süren uzmanlardan uzak durulmalıdır.

UDA ile genelleme sağlanamaz:

Doğru biçimde kullanıldığında ve genelleme öğretim ya da davranış değişikliğinin başında programlandığında öğrenilenlerin yüksek düzeyde genelleme ile sonuçlandığı araştırma bulguları ile ortaya konmuştur.

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın