Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Görme Yetersizliği Olan Çocukların Özellikleri

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Görme Yetersizliği Olan Çocukların Özellikleri
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı
Okunuyor Görme Yetersizliği Olan Çocukların Özellikleri

Motor Gelişim

  • Görme bozukluğu olan çocukların motor gelişimi ve doğuştan sahip oldukları motor becerileri, gören çocuklardan farklılık göstermemektedir. Bununla birlikte engelin derecesine bağlı olarak, hareket etme ve diğer motor becerilerini normal çocuklara göre daha geç kazanabilirler.
  • Bebekler yaklaşık sekiz aylık olduklarında başlarını ve gövdelerini dik tutarak oturmayı başarabilirler. Daha sonra emekleme, ayağa kalkma, tutunarak yürüme ve yalnız başına yürüme sırasını izler. Bebeklerin emeklemeleri çevrelerindeki nesnelere erişme çabasından kaynaklanır.
  • Hiç görmeyen bebek ancak kulak– el koordinasyonu kurduktan sonra emeklemeye başlayacaktır. Hiç görmeyen  çocuklarda bir ses kaynağına erişme becerisi, birinci yılın sonuna doğru gelişir. Bu nedenle bu bebeklere sesli oyuncak sunulması, bu oyuncaklara erişmesini destekler. Bu dönemde ses kaynağına yönelme ve erişme öğretilmezse emekleme ve yürümede gecikme olacaktır.
  • Anne– babalar çocuklarının düşüp, zarar göreceğinden korkarak onlara yürüme fırsatı vermeyebilir. Aşırı koruyucu anne– baba tutumu çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Aile uygun ortam hazırladıktan sonra çocuğun hareket etmesini, çevresini tanımasını desteklemelidir. Çocuğun yaptığı hareketlerin anlatılması (eğilme, çömelme, uzanma, tutma, çiğneme vb.) giydirilirken, yemek yedirilirken yaptıklarının anlatılması başka insanlar yaparken dokunma yoluyla keşfetmesi psikomotor becerilerin gelişimi için yararlıdır.

Zihin Gelişimi

Esnek Reklam Alanı
 
  • Görme bozukluğu olan çocukların zekası gören yaşıtlarından önemli bir farklılık göstermemektedir. Araştırmalara göre görme engeli düşük zekaya yol açmamaktadır. Ancak görme engelli çocukların kavramsal gelişiminde ya da bilişsel yeteneklerde görenlerin gerisinde olduğu gözlenmektedir. Özellikle soyut düşünmeyi gerektiren becerilerde daha başarısız olmaktadırlar. Tamamen görme engellilerin  (kör)  bilişsel alanda yetersizlikleri   kör  olmaktan daha çok bu çocuklara sağlanan uygun öğrenme yaşantılarının sınırlı olmasından kaynaklanmaktadır. Uygun öğrenme yaşantıları verildiğinde bilişsel yeteneklerde ve kavramsal becerilerde gelişme gözlenmektedir.
  • Alan kavramı görme engelli çocuklarda en fazla güçlüğe yol açan bir kavramdır. Fakat alanla ilgili kavramları diğer duyu organlarıyla öğrenebilmektedir. Dokunma duyusu ve işitme ile alana ilişkin bilgileri toplamaktadırlar. Ancak birçok güçlükle karşılaşmaktadırlar. İşitme duyusu ile nesnenin çıkardığı sesten nesnenin uzaklığı ve yönüne ait bilgi edinilir. Ancak nesnenin ne olduğuna dair bilgi toplanamaz. Dokunma duyusu nesneye doğrudan temas gerektirir. Dokunma imkânı olmayan varlıklara (dağ, bulut, vs.) ilişkin bilgiler bir takım akıl yürütmelerle ve doğrudan deneyimi olan kişilerin açıklamalarıyla öğrenilir.
  • Diğer görme yetersizlikleri geç ortaya çıktığında çocukların başarısını olumsuz yönde etkiler. Ancak yetersizlikler ortadan kaldırıldığında (gözlük, ameliyat vb.) zihinsel etkinlikleri normal olmaktadır.

Dil Gelişimi

  • Görme engeli olan çocukların dil yetenekleri dilin gelişimine ve kazanılmış dile bakıldığında farklılık göstermemektedir. Çocuğun iletişimi için en önemli kanal işitmesi olduğundan dili kullanma isteği gören çocuklardan çok daha fazladır. Sözel anlatıma düşkündürler. Bazen uygun olmayan şekilde çok soru sormakta, o andaki olayla hiç ilgisi olmayan dayanıksız ifadeler kullanabilmektedirler. Aşırı  sözcük kullanma (verbalism) görülebilir

    Görme engelli çocuklarla gören çocukların dil gelişimleri karşılaştırıldığında aşağıdaki farklılıklar gözlenmektedir:

  • Görmeyenlerde ses değişikliği daha az görülmektedir. Monoton bir sesle konuşmaktadırlar.
  • Görmeyenler, görenlere oranla daha yüksek sesle konuşurlar.
  • Görmeyenlerin konuşma hızı daha düşük olur.
  • Jest ve vücut hareketlerini anlatımda açık bir yetersizlik gösterirler.
  • Görmeyenler ses üretiminde dudak hareketlerini daha az kullanırlar.

Duygusal ve Sosyal Gelişim

  • İnsanların birbirleriyle iletişim kurmalarında en önemli etmen göz kontağıdır. Gören insanlar arasında iletişim ve tepkiler yüzdeki ifadeler ile algılanabilmektedir. Örneğin; gülümseme, kaş çatma, esneme, kahkaha gibi.
  • Görme engelli olanların dış dünya ile ilişkileri diğer duyu organlarına bağlı kalmıştır. Gözün işlevini yapmaması çocuğun içe dönük, etrafına karşı ilgisiz olmasına neden olabilmektedir.
  • Görmeyenin yaşamak zorunda olduğu dünya, hareket özgürlüğünün yarattığı sorunlar da düşünülürse oldukça sınırlıdır. Ayrıca anne – babanın ve çevresindeki kişilerin çocuğa karşı gösterdikleri aşırı koruma, acıma, dışlama, ihmal gibi tavırlar bu çocuklarda iletişim bozukluklarına yol açarak sosyal çevreye uyumu zorlaştırmaktadır.
  • Anne – babanın görmeyen çocuklarını, gören çocuklarla oynamaya teşvik etmemeleri, onları çekingenliğe ve çevresindeki insanlardan kaçmaya itmektedir. Çocuğun çevresini gereği gibi tanıyamaması ve çevresinde tehlikelerin olduğunun söylenmesi onda güvensizlik ve korku yaratmaktadır. Daha ileri yaşlarda başka korkular da geliştirebilir. Örneğin; gözetlenme, geç kalma, düşme, çarpma, sevilememek, istenmemek, bir işi yapamama gibi.
  • Görme bozukluğu olan çocuklar genellikle 5 yaşından itibaren yatılı okullarda eğitilmektedir. Ailelerinden çok az ayrılmış çocuklar için bu durum travmatik problemlere neden olabilmektedir.
  • Birçok gören çocuk büyüdüğünde neler yapacağından bahsederken görme bozukluğu olan çocukların bu konuda fikirleri yoktur, bazıları ise büyüdüklerinde görmeyi istemektedirler. Büyüyünce diğerleri gibi görebileceğini ve onların yapabildiği her şeyi yapabileceklerini düşünmektedirler.
  • Görme bozukluğu olan çocuk erişkinliğe yaklaştıkça uyum problemleri artabilmektedir. Çocukluğu süresince bazı insanların erkek bazılarının bayan olduğunu anlamış olsa da bu ayırımın nereden kaynaklandığı konusunda fikirleri bulunmamaktadır. İnsanların vücuduna dokunma konusunda sınırlamalar olduğunu anlamakta bu durum onu kendi ve başkalarını vücudu ve duyguları konusunda karışık düşüncelere itmektedir
  • Bazı görme bozukluğu olan çocuklar diğerlerinden daha kolay ve başarılı bir şekilde durumlarına uyum sağlayabilmektedir. Bunda yakın çevre ve çocuğun görme yetersizliğinin başlama ve gelişme zamanı önemlidir. Ayrıca ailenin çocuğun görme yetersizliğini  kabul etmesi, ailedeki uyum da önemlidir.
  • Görme problemlerinden oldukça yaygın görülenlerinden biri şaşılıktır. Bu bozukluğun kişisel davranışlar, duygusal durum ve sosyal ilişkilere etkisi vardır. Şaşılık görmeye dayalı işlerde çocuğun başarısız olmasına neden olabilir. Bu durum çocuk oyun çağına geldiğinde arkadaşları tarafından yüzüne vurulur. Onunla alay edilir ve oyunlarına almayabilirler. Bu durum çocukta değişik tepkilere yol açar. Çocuklar mahçup, çekingen, içe dönük ve sinirli olabilir. Bazı çocuklar kendi akran grubu yerine kendinden küçük yaş gruplarına lider olmayı tercih ederler. Gözlük takarak görme problemini çözmesi gereken çocuklarda da bazı problemler görülebilir.
  • Gözlük takması çocuğu arkadaşlarından farklı yapacağı için veya alay edilme kaygısı ile çocuk bunu kabul etmeyebilir. Ayrıca çocuğun atlaması, zıplaması, koşması gibi durumlarda gözlüğün kırılmasından dolayı,  sık tekrarlandığı taktirde  gözlük takmayı yaşantısında bir engel olarak görebilir. Çocuk için durum, onun kabul edebileceği bir yaklaşımla ele alındığında   çocuk tarafından daha kolay kabul edilir.

Engel Duyusu

  • Görme engelliler hareket özgürlüğündeki becerilerden büyük bir bölümünü çevredeki fiziksel engelleri fark ederek öğrenirler. Sokakta giden görme engelli kişi yolu üzerindeki nesneyi duyumlayabilir. Bu engel duyusu olarak bilinmektedir. Bu sadece görme engelli kişilerde gelişmiş ek bir duyum değildir. Görmeyenler yolu üzerinde bulunan ipuçlarını çok iyi değerlendirebilirler.
  • Görme engelli kişiler, yaptıkları pek çok uygulamayla, bir nesneye doğru yürürken çıkan sesin perde değişmelerinin şiddetini ayırt edebilirler. Sesin şiddeti arttıkça sesin kaynağına yaklaşıldığı ilkesine göre çevrede dolaşma becerisini geliştirirler.

Kişinin hareket özgürlüğünde, engel duyusunun kullanılması önemli bir araçtır. Engel duyusuna dayalı olarak dolaşabilenler için çevredeki trafik, rüzgarın sesi, konuşma gibi gürültüler durumu zorlaştırır. Yürümeyi yavaşlatır.

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın