Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Enfeksiyon Hastalıkları Ve Sterilizasyon

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Enfeksiyon Hastalıkları Ve Sterilizasyon
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı
Okunuyor Enfeksiyon Hastalıkları Ve Sterilizasyon

Enfeksiyona yol açan mikroorganizmalar hemen her ortamda bulunabilen tek hücreli canlılardır.

Kendi içinde patojen (hastalık yapan) ve non-patojen (hastalık yapmayan) olarak iki gruba ayrılmaktadır.

Esnek Reklam Alanı
 

Patojen mikroorganizmanın hastalık yapabilmesi;

  • mikroorganizmanın vücuda giriş yeri,  virulansı (hastalık yapma yeteneği), invazyon gücü (kan ve dokulara yayılabilme özelliği), ilaçlara direnci,çoğalma, toksin salgılama hızı (salgıladıkları zehirli maddeler) gibi faktörlere bağlıdır.

Enfeksiyon Hastalıkları ile İlgili Kavramlar

Mikroorganizma:

  •  Doğal olarak her yerde bulunabilen,
  •  genellikle tek hücreli,
  •  karmaşık enzim yapısı olan,
  •  virüs, bakteri, parazit, mantar vb. olarak adlandırılan,
  •  gözle görülemeyen çok küçük organizmalara denir.

Enfeksiyon Hastalıkları ile İlgili Kavramlar

Normal flora:

  •  İnsan vücudunda, normal koşullarda zarar vermeden onunla birlikte yaşayan mikroorganizma topluluğuna denir.
  •  Örneğin; boğaz florası, bağırsak florası…

Patojen mikroorganizma:

  •  İnsan ya da hayvan vücudunda hastalık yapabilme yeteneğine sahip mikroorganizmalara denir.

Enfeksiyon: Enfeksiyon etkenlerinin (mikroorganizmaların) herhangi bir yolla insan veya hayvan vücuduna girdikten sonra burada üreyip çoğalarak istenmeyen belirtilerin ortaya çıkması durumuna enfeksiyon denir.

Enfekte: Mikroorganizmaların canlı veya cansız ortama bulaşmasına enfekte denir.

Enfektivite: Enfeksiyon etkenin canlı ya da cansız bir ortama bulaşarak orada yerleşip üreyebilme özelliğine enfektivite denir.

Enfeksiyon hastalığı: Enfeksiyon etkenlerinin insan ve hayvan vücuduna girip yerleştikten ve burada çoğalmaya başladıktan sonra hastalık belirtilerinin (bulantı, kusma, ateş, halsizlik, huzursuzluk vb.) ortaya çıkması ve başkalarına da bulaşma özelliği gösteren hastalık grubuna enfeksiyon hastalığı denir.

  • Enfeksiyon Hastalıkları ile İlgili Kavramlar
  •  Enfeksiyon ile enfeksiyon hastalığının ayrı değerlendirilmesi gerekir.
  •  Her enfekte kişi hasta olmaz.
  •  Örneğin, toplumda mikroorganizmaları ve helmintleri (çok hücreli canlılar) vücutlarında barındıran, çoğaltan ve etrafa yayan birçok kişi olabilir ama bunların hepsinde hastalık belirtileri görülmez.

Portör: Herhangi bir hastalık belirtisi göstermeyen ancak enfeksiyon etkenini vücutlarında bulunduran, çoğaltan ve herhangi bir yolla etrafa yayan insanlara portör (enfeksiyon taşıyıcısı) denir.

Bulaşma süresi: Hastalık etkeninin çevreye yayılarak başka bir insana, yani kaynaktan sağlam kişiye bulaştığı zaman aralığına bulaşma süresi denir.

!!! Hastalıkların bulaşma sürelerinin bilinmesi, bulaşıcı hastalıklardan korunma açısından önemlidir.

Enfeksiyon dozu:

  •  Mikroorganizmanın hastalık oluşturabilmesi için gerekli olan sayısal yeterliliğidir.
  •  Yani hastalandırabilmek için gerekli en az mikroorganizma sayısıdır.

Çapraz enfeksiyon: Hastalık etkeninin hasta kişiden hasta olmayan kişiye sağlık personeli tarafından gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle bulaştırılmasıdır.

Patojenite: Enfeksiyon etkeninin hastalık yapabilme yeteneğine patojenite denir.

!!! Patojen bir etkenin enfekte ettiği kişilerin hepsi hasta olmaz.

Virulans: Enfeksiyon etkeninin hastalığın şiddetini artırma yeteneğine virulans denir.

Kuluçka (inkübasyon) süresi: Enfeksiyon etkeninin konakçıya girdikten sonra, hastalığın tipik belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen süredir.

Kontaminasyon: Kelime anlamı olarak kirlenme, bulaşmayı ifade eder. Temiz bir yüzeye, ortama veya dokuya, kirli bir ortamdan dolaylı olarak kirliliğin taşınmasına kontaminasyon denir.

!!! Hastalık etkeni mikroorganizmanın bulaştığı nesnelere de kontamine denir.

Enfeksiyon Hastalıkları ile İlgili Kavramlar

Vektör: Sinek, bit, kene, fare gibi bazı hayvanlar taşıyıcıdır; bunlara vektör denir.

Zoonoz: Doğal koşullarda omurgalı hayvanlardan insanlara geçebilen enfeksiyonlardır.

!!! Kuduz, bruselloz, şarbon, veba zoonotik enfeksiyonlardır. 

Epidemiyoloji: Toplumdaki hastalık, kaza ve sağlıkla ilgili durumların dağılımını, görülme sıklığını ve bunları etkileyen belirteçleri inceleyen bilim dalıdır.

Enfeksiyon Zinciri

  • Mikroorganizmaların enfeksiyon oluşturabilmesi için tamamlamak zorunda olduğu aşamaların hepsine birden enfeksiyon zinciri denir.
    • Bir etkenin sağlam bir kişiye geçerek enfeksiyon oluşturabilmesi için; herhangi bir yolla kaynaktan çıkıp doğrudan ya da çeşitli yollarla; uygun bir giriş kapısından konakçıya ulaşması gerekir.
    • Bundan sonra hastalığın oluşması; konakçının duyarlı olup olmadığına bağlıdır.
    • Konakçı duyarlı ise, enfeksiyon hastalığı oluşur.
  •  Enfeksiyon hastalığının oluşması için etken, bulaşma yolu ve konakçıdan (sağlam kişi) oluşan üç temel öğenin bir arada bulunması gerekir.
  •  Bu üç temel öğe enfeksiyon zincirini oluşturur.
  •  Enfeksiyon hastalıkları ile mücadelede enfeksiyon zincirinin bir halkasının kırılması ile enfeksiyonun yayılması engellenir.

Enfeksiyon Zinciri

  • Etken (Virüs, bakteri, mantar, parazit vb.)
  • Rezervuara giriş (Solunum, sindirim, deri vb.)
  • Rezervuar (Enfekte canlı, su, toprak vb.)
  • Rezervuardan çıkış (Tükürük, kan, balgam, idrar, dışkı vb.)
  • Yeni konakçıya taşınma (Kontamine su ve besinler, vektörler, tarak gibi cansız nesneler vb.)
  • Yeni konakçıya giriş (Ağız, burun, göz, deri, vajen vb.)
  • Duyarlı konakçı (Kronik hastalık, dengesiz beslenme, yaşlılık, çocuk vb.)

Enfeksiyon Zinciri Enfeksiyon zinciri daha ayrıntılı biçimde şu şekilde sıralanabilir; 

1. Etken: Virüsler, bakteriler, mantarlar, parazitler vb.

2. Rezervuara giriş (Enfeksiyon etkeninin kaynağa giriş yolu): Solunum yolu, sindirim yolu (fekal-oral yol), deri ve mukozalardan temas yolu, cinsel temas yolu, vertikal yolla, kan transfüzyonu, vektörler aracılığıyla vb. 

3. Rezervuar (Kaynak): İnsan, herhangi bir canlı, toprak veya su olabilir.

4. Rezervuardan (kaynaktan) çıkış: Kaynak insan ise; deri, solunum, tükürük, dışkı vb.

5. Yeni konakçıya taşınma: Besinler, su, eşyalar, vektörler yoluyla…

6. Yeni konakçıya giriş: Deri, solunum, sindirim, kan yolu ve cinsel yolla vb.

7. Duyarlı konakçı: Vücut direnci düşük; yeterli ve dengeli beslenemeyen, bağışıklık sistemi zayıf, kronik hastalıkları olan, yorgun, ruhsal çöküntüleri olan insan.

Enfeksiyon Etkenleri

Enfeksiyon etkenleri, biyolojik etkenlerdir.

Enfeksiyon Etkenleri

VİRÜSLER

1. Sadece elektron mikroskobuyla görülebilirler.

2. Yaşayıp çoğalabilmeleri için kesinlikle canlı bir dokuya ihtiyaç duyarlar.

3. En küçük mikroorganizmalardır.

4. Zorunlu hücre içi parazitidirler.

5. Protein ve nükleik asit yapısındadırlar.

6. Nükleik asit yapılarına göre DNA ve RNA virüsleri olarak ikiye ayrılırlar.

  •  Virüsler, dış şartlara dayanıksız olup antibiyotiklerden etkilenmezler.
  •  Bu nedenle virüs enfeksiyonlarında antibiyotik kullanımı yararsızdır.

 VİRÜSLER

 Çocuk felci, kızamık, kabakulak, grip, kuduz, AİDS, hepatit gibi birçok enfeksiyon hastalığına virüsler neden olmaktadır.

 BAKTERİLER

1. Tek hücreli, ışık mikroskobu ile görülebilen mikroorganizmalardır.

2. Bakteriler, ikiye bölünerek çoğalırlar.

3. Uygun ortam bulduklarında çok çabuk üreyebilirler.

4. Organizmaya tüm yollardan girip yerleşip çoğalabilirler.

5. Kendileri veya toksin denen bakteri ürünleri ile enfeksiyon oluştururlar.

6. Hücre dışında yaşadıkları için antibiyotiklerin bulunmasıyla, bakteri enfeksiyonları büyük ölçüde tedavi edilir hale gelmiştir.

7. Tüberküloz, kolera, dizanteri, tifo, paratifo gibi hastalıkların etkenleri bakterilerdir.

MANTARLAR

1. Mantarlar doğada yaygın olarak bulunurlar ve çeşitli hastalıklara neden olurlar.

2. Nemli ortamlarda yaşarlar.

3. Mitoz ve mayoz bölünerek çoğalırlar. Bulaşma çoğu zaman doğrudan temas ve ağız yolu ile olur.

4. Kişisel eşyaların ortak kullanılmasıyla dolaylı olarak da bulaşabilir.

5.  Mantarları inceleyen bilim dalına mikoloji, mantarlarla oluşan hastalıklara da mikoz veya fungal enfeksiyonlar denir.

6. Mantar enfeksiyonları, çevre koşulları iyi olmayan durumlarda sık görülür ve kontrol altına alınmaları zordur.

7. Özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerle antibiyotik kullananlarda ve küçük çocuklarda mantar enfeksiyonu görülme sıklığı daha fazla olmaktadır.

PROTOZOONLAR

1. Değişik biçim ve büyüklükteki tek hücreli canlılardır.

2. Işık mikroskobunda görülürler. Hatta gözle görülebilecek büyüklükte olanları da vardır.

3. Protozoonlar, ikiye bölünerek çoğalırlar.

4. Bazılarının ortalarında kamçıya benzer bir oluşum, bazılarının etraflarında titrek tüyler bulunur.

5. İnsanlarda parazit olarak, doğada yaygın olarak bulunurlar.

6. Trofozoit (serbest hareket edebilen) ve kist şekilleri vardır.

7. Bulaşma genellikle kistlerin sindirim yolu ile alınmasıyla olur.

HELMİNTLER (KURTÇUKLAR)

1. Çok hücreli omurgasız canlılardır.

2. Boyları birkaç milimetre ile birkaç metre arasında değişir.

3. Işık mikroskobunda ve çoğu kez de çıplak gözle görülebilirler.

4. Helmintler; sindirim, solunum ve deri yolu ile vücuda girerler.

HELMİNTLER (KURTÇUKLAR)

  • Organizmanın tüm sistemlerine yerleşerek hastalık yapan helmintler, en çok bağırsaklara, böbreklere, karaciğere ve kaslara yerleşerek hastalık yaparlar.

ARTROPODLAR

1. Eklem bacaklılar anlamına gelmektedir.

2. Bütün dünyaya yayılmış olup daha çok hastalık etkenlerini taşıyan böceklerdir.

3. Keneler, karasinekler, sivrisinekler, bitler, pireler, tahtakuruları, tatarcıklar, hamam böcekleri bu grupta sayılır.

VİRÜSLERİN ORGANİZMAYA GİRİŞİ & HASTALIK OLUŞUMU

  •  Hastalık oluşması için virüsler; solunum, sindirim, deri, mukoza, genital yol, plasenta, enjeksiyon ve transfüzyon yoluyla vücuda giriş yaparlar.
  •  Virüsler vücuda girdikten sonra, kendilerine duyarlı hücrelere ulaştıkları zaman, replikasyon (kopyalama) oluştururlar.
  •  Bunun sonucu olarak da hastalık belirtileri ortaya çıkar.
  •  Çeşitli yollardan vücuda giren virüsün hastalık oluşturabilmesi için primer replikasyonu takiben, hedef organlara ulaşmak üzere yayılım göstermesi gerekir.
  •  Vücuda giren virüsler ancak kendilerine uygun olan kan, lenf veya nöronlar yoluyla yayılabilirler.
  •  Virüsün kana karışarak yayılması olayına viremi adı verilir.

Virüslerin Organizmaya Girişi & Hastalık Oluşumu

1.Lokal ya da Yerel Enfeksiyonlar: Virüsün yalnızca konağa girdiği bölgede sınırlı yayılım göstermesi ile oluşan enfeksiyonlardır.

2. Sistemik Enfeksiyonlar: Bütün vücudu etkileyen enfeksiyonlardır.  Virüs birden çok bölgede üreme gösterebilmektedir.

Virüslerin Organizmada Oluşturduğu Enfeksiyon Şekilleri:

Virüslerin Organizmaya Girişi & Hastalık Oluşumu

Viral Enfeksiyon Şekilleri

1.Latent enfeksiyon

2. Kronik enfeksiyon

3. Yavaş enfeksiyon

1. Latent enfeksiyon:

Organizmaya çeşitli şekillerde giren virüsler, konağın belirli hücrelerine yerleşerek hiçbir belirti oluşturmaksızın canlı olarak kalabilirler. Bu enfeksiyonlara «latent enfeksiyonlar» adı verilir.

Bu tür virüsler korku, heyecan, malign hastalıklar gibi çeşitli hazırlayıcı faktörlerin etkisiyle bulundukları yerden aktif hale geçerek hastalık tablosu oluştururlar, sonra tekrar latent hale geçerler.

2.   Kronik enfeksiyon: Bazı akut enfeksiyonları takiben organizmada yeterli antikor oluşmaması nedeniyle virüs organizmadan temizlenmeyerek uzun süreli, yani yıllarca süren enfeksiyon oluştururlar. 

3.   Yavaş enfeksiyon: Bazı akut enfeksiyonlardan sonra tamamen iyileşmeye rağmen, yıllar sonra enfeksiyonun geç komplikasyonları ortaya çıkabilmektedir.

!!! Hastalık oluşumunda virüse ve konağa ait çeşitli faktörler önemli rol oynar:

1. Vücuda giren virüsün sayısı ve virulansı

2. Etkenin vücuda giriş yolu ve hedef organa olan uzaklığı

3. Konağın virüse karşı bağışıklık durumu

4. Konağın genetik özellikleri

5. Konağın beslenme durumu

6. Konağın o andaki genel durumu

7. Konağın kötü alışkanlıkları

8. Konağın psikolojik durumu

VİRÜSLERİN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR

1. KIZAMIK (MEASLES)

  • Tanım ve Etken:
  •  Kızamık, RNA yapısında paramiksovirüsün neden olduğu akut, ateşli, çok bulaşıcı ve makülopapüler (makül ve papül tarzında) döküntülerle seyreden bir enfeksiyon hastalığıdır.

Kuluçka süresi:

  • 10-14 gündür.  Temastan sonraki ortalama 11. günde prodrom bulguları, 14. günde ise döküntüler ortaya çıkar.

Bulaşma yolları:

  •  İnsandan insana direkt temas, damlacık ve hava yolu ile ağız, boğaz ve burundan bulaşma olur.
  •  Virüs ilk olarak solunum yollarında lokal olarak çoğalır.
  •  Lenfatik yayılım ve kan yolu ile vücuda yayılarak dalak, timus, karaciğer, konjoktiva, üriner, gastrointestinal kanal, kapiller sistem ve merkezi sinir sistemine yerleşir.

Belirtiler:

1. Nezle dönemi:

• Bu dönemde hafif ateş, burun akıntısı, kuru öksürük, halsizlik, iştahsızlık gibi nezle belirtileri ve ses kısıklığı görülür.

• Hastalığın 1-4. günlerinde koplik lekeler görülür.

***Koplik lekeler: Ön azı dişleri hizasında, yanağın iç kısmında, kırmızı zemin üzerinde, ortası gri-beyaz renkli kızamığa özgü lekelerdir (5-30 tane).

Belirtiler:

2. Döküntü dönemi:

• Hastalığın 4-5. gününde (temastan sonraki 14. gün) saçlı deriyle saçsız derinin birleştiği yerden, önce kulak arkası ve alından, makülopapüler tarzda döküntüler başlar.

• Döküntülerin en belirgin olduğu dönemde ateş pik yapar (39-40 0C).

• Döküntüler yüz, boyun, gövde, kol ve bacaklara 24-48 saat içinde hızla yayılır. 3.İyileşme dönemi:

• Döküntüler sönüp ateşin normale dönmesi ile başlar (6-7 gün sürer).

Klinik tanı:

  • Kan, burun, boğaz ve idrar kültüründe virüs izole edilebilir.
  • Kızamıkta nezle, deri döküntüleri ve koplik lekeler klinik tanıyı kolaylaştırıcı bulgulardandır.

Korunma:

  • Hassas sağlam kişileri, kızamık hastalığından korumanın hemen hemen tek yolu kızamık aşısı yapmaktır.
  •  Risk altındaki kişilere gamma globülin yapılır.
  •  İlk temastan sonra 6. güne kadar yapılırsa hastalığı önler veya hafif geçmesini sağlar.  Bu kişiler kızamık hastaları ile tekrar temastan sakınmalıdır.

2. SUÇİÇEĞİ (VARICELLA)

  • Tanım ve Etken:

 DNA yapısında varicella zoster virüsünün neden olduğu genellikle 10 yaş altı çocuklarda görülen, hafif ateş ve döküntülerle seyreden çok bulaşıcı enfeksiyöz bir hastalıktır.

Kuluçka süresi:

  •  14-21 gündür.

Bulaşma yolları:

  •  Damlacık ve temas yolu
  •  Bulaştırıcılık döküntüler çıkmadan bir gün önce başlar ve son veziküller kabuklaşınca sona erer.
  • Klinik Belirtiler:
  •  Kuluçka süresinden sonra 1-2 gün süren hafif ateş ve kırgınlık gibi ilk belirtiler görülür.
  •  Döküntüler merkezden başlar.
  •  Makül, papül, vezikül ve kabuklaşma evreleri ile tamamlanır.
  • Suçiçeğinde döküntüler

Klinik tanı:

  •  Döküntü 2-6 gün sürer.
  •  Veziküller yüzeysel, kırmızı zemin üzerinde su damlacığı gibi berrak sıvı ile doludur.
  •  Kaşıntılı lezyonlar, bakterilerle enfekte olmazsa iz bırakmadan iyileşir.
  •  Laboratuvar bulgusu olarak virüs, veziküllerden elde edilir.
  •  Floresan, antikor ve presipitasyon testleri ile tanı konur.

Korunma:

  •  Her şeyden önemlisi suçiçeği geçiren hastalarla temas edilmemelidir.
  •  Suçiçeği geçiren çocuklar döküntülerdeki kabuklar düşene kadar okula gönderilmemelidir.
  •  Korunmanın en önemli yolu aşı yaptırmaktır.
  •  Suçiçeği aşısı, bebeklere 12. ayın sonunda Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır.  Pasif korunma yöntemi olarak immunoglobulin (VZIG) kullanılabilir.

3. ÇOCUK FELCİ (POLİOMİYELİT)

Tanım ve Etken:

  •  Santral sinir sistemi, üst solunum yolu ve mide-bağırsak belirtileri ile başlayan genel virüs enfeksiyonudur.
  •  Poliomiyelit, her yaş grubunda görülmekle birlikte 1-4 yaş grubunda ve erkeklerde daha fazla görülür.
  •  Etken, enterovirüslerden poliovirüsüdür.

Kuluçka süresi:

  •  5-40 gündür.

Bulaşma yolları:

  •  Fekal (dışkı) – oral (ağız) ve damlacık yoluyla bulaşır.
  •  Hasta ve taşıyıcıların gaita ve boğaz salgılarında bu salgılarla kontamine olmuş yiyecek, içecek ve eşyalarda etken bulunur.
  •  Oral yolla bulaşan virüs, ince bağırsak veya boğaz mukozasına yerleşerek ürer.  Mide asidinden etkilenmez.
  •  Sinirler ve kan yoluyla merkezi sinir sistemine taşınır.

Klinik Belirtiler:

  •  İlk belirtiler ateş, halsizlik, baş-boğaz ağrısı, kusma ve bulantı, boyunda sertlik ve uzuvlarda ağrı, tendon reflekslerinde bozulmalar görülür.
  •  200’de 1 vakada geri dönüşümsüz felç (genellikle bacaklarda) iki taraflı oluşur.

Klinik tanı:

  • Poliovirüs, dışkı, boğaz ve idrar örneklerinin alınıp izole edilmesi ile kesin tanı konur.

Korunma:

  •  Korunmanın en etkili yolu aşılamadır.
  •  Hastalarla veya gıdalarla temastan sonra el yıkama ve hijyen kurallarına uyma son derece önemlidir.

4. NEZLE

Tanım ve Etken:

  •  Soğuk algınlığı ya da akut rinitis de denmektedir.
  •  Nezlenin özel bir etkeni yoktur. Virüslerin birçok türü nezle yapar.
  •  Rinovirüsler, parainfluenza virüsleri gibi 200’den fazla virüs etkeninin neden olduğu hafif seyirli, üst solunum yolu enfeksiyonu semptomları ile seyreden bir hastalık tablosudur.

Kuluçka süresi:

  •  2-5 gündür. Ortalama hastalık süresi 7-10 gündür.

Bulaşma yolları:

  •  Bulaşma, hasta ve portörlerin boğaz-burun salgısı ve solunum yoluyla doğrudan ve dolaylı olmaktadır.
  •  Kontamine eşyalarla da bulaşma olur.
  •  Bulaşma en çok doğrudan temas ve damlacık yoluyla kapalı ve kalabalık ortamlarda olur.
  •  Yılda 3-8 kez hastalık tekrarlayabilir.

Klinik Belirtiler:

  •  Kış ve bahar aylarında salgın yapar.
  •  En önemli belirtileri; burun akıntısı, hapşırık, ateş, boğazda yanma, öksürük, kırgınlık, baş ağrısı ve burun çevresinde kızarıklıktır.
  •  Burun akıntısı, su gibidir (seröz) ve 2-3 gün sonra koyulaşır (pürülan görünüm).

Klinik tanı:

  •  Öykü ve fiziki muayene ile tanı konur.  Etrafı kızarmış burun en tipik belirtidir.

Korunma:

  • Korunmak için bazı tedbirler alınsa da tamamen engellenmesi mümkün değildir.
  •  Mümkün olduğunca kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durmak
  •  Soğuktan korunmak  Hastalarla yakın temasta bulunmamak
  •  Elleri sık sık yıkamak
  •  Her gün meyve ve sebze ağırlıklı beslenmeye özen göstermek
  •  Düzenli bir egzersiz yapmak

5. GRİP (INFLUENZA)

 Tanım ve Etken:

  •  Solunum yoluna yerleşip daha çok kış aylarında salgın yapan, akut ve virütik bir enfeksiyon hastalığıdır.  2-3 yılda bir salgınlar yapar.  Gribin etkeni RNA virüslerinden miksovirüs influenzadır.

Kuluçka süresi:

  •  1-3 gündür.
  • Bulaşma yolları:
  •  Ağız, burun, boğaz salgılarında bulunan virüsler, kolay ve hızla bulaşır.
  •  Etken, dış ortama dayanıklı değildir.
  •  Bulaşma direkt, damlacık ve hava yolu ile olur.

Klinik Belirtiler:

  •  Epitel hücrelere girip toksinleriyle kana karışır.
  •  Klinik belirtileri ortaya çıkar.
  •  Üşüme, titreme ve ateşle başlar.
  •  Halsizlik, kırgınlık, baş, kas, eklem ve sırt ağrıları belirtilerinin yanı sıra boğazda kuruluk, kızarıklık, ağrı ve yanma hissi oluşur.

Klinik tanı:

  •  Belirtilerinden dolayı diğer hastalıklarla karıştırılır.
  •  Çocuklarda, yaşlılarda, kronik hastalığı olan kişilerde ağır seyreder.
  •  Ölümle sonuçlanabilir.
  •  Laboratuvar bulgusu; lenfositlerde azalma, eozinofillerin kaybolması ve lökopeni belirtileridir.
  • Korunma:
  •  Sık değişim gösteren grip virüsüne karşı doğal bağışıklık bulunmamaktadır.
  •  Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin, vücut dirençlerini arttırmak için aşı !
  •  Hastalarla tokalaşma ve kucaklaşma gibi yakın temas kurulmamalı
  •  Kapalı ve kalabalık alanlardan kaçınmak  Elleri gözler, ağız ve buruna dokundurmamak

INFLUENZA A

  •  InfluenzaA virüsü günümüzde sağlığı tehdit ederek salgınlara ve insan ölümlerine neden olmaktadır.
  •  Domuz gribi ve kuş gribi bu virüsün neden olduğu en önemli hastalıklardır.

Klinik Belirtiler:

  •  Domuz gribi; yüksek ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, genel vücut ağrısı, halsizlik, bitkinlik ve üşüme şeklinde olur.  Bazı domuz gribi vakalarında kusma ve ishal, ağır vakalarda pnömoni, solunum yetmezliği ve ölüm görülür.
  •  Kuş gribi; insanlarda ani başlayan 38,5 °C üzeri yüksek ateş, burun tıkanıklığı ve akıntısı, eklem ve kas ağrısı, şiddetli halsizlik, yorgunluk gibi belirtilerle görülür.
  •  Bu belirtilere solunum sıkıntısı da eklenir.
  •  İnsanlarda zatürreyle birlikte seyreder.
  •  Hastalıkta, trombosit sayısı 20 binin altına düşerse kanama görülür.

VİRAL ENFEKSİYONLAR

6. AIDS (=Kazanılmış Bağışıklık Yetmezliği Sendromu)

Tanım ve Etken:

  • Vücut bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi, virüsten etkilenmeden önce kolayca baş edebildiği diğer hastalık mikroplarıyla artık çarpışamayacakduruma gelmesi demektir.
  • Hastalığın etkeni, human immünodeficiency virüs (HIV) tip I’dir. Yapılan çalışmalar sonucu başka bir AIDS etkeni HIV-2 virüsü de tanımlanmıştır. HIV, bağışıklık sistemini etkisiz hale getirdiği için virüse bu isim verilmiştir.
  • AIDS virüsü; kanda, menide, uterus ve vajen salgısında, kemik iliğinde, akyuvarlarda, lenf nodüllerinde, dalakta, tükürükte, beyinde, plazmada ve kan lenfositlerinde bulunabilmektedir.

Kuluçka süresi:

  • 3 ay ile 3 yıl arasında değişebilmektedir.

Bulaşma yolları:

• Kan ve kan ürünleri

• Cinsel temas

• Anneden bebeğe plasenta veya sütle geçiş

• Jilet, tırnak makası, diş fırçası, kanla temas, berber ve kuaför aletleri ile de bulaşma tehlikesi vardır.

  •  AIDS klinik tablosu ağır seyreder.
  •  Genellikle ölümle sonuçlanmaktadır.
  •  Fırsatçı enfeksiyonlar hastayı ölüme götürür.

 Klinik Belirtiler:

• Lenf bezlerinde uzun süreli ağrılı şişlik

• Ateş • Gece terlemesi,

• Kuru ve devamlı öksürük,

• Sebepsiz kanamalar,

• Sürekli ve ileri derecede yorgunluk,

• Devamlı sulu ishal,

• Kilo kaybı (kısa sürede),

• Görme ve işitme bozukluğu,

• Hafıza kaybı,

• Uçuklar (herpes)…

Klinik Tanı ve Laboratuvar Bulguları:

  • AIDS’in erken teşhisi ile sağlam kişilere bulaşmanın önlenmesi önemlidir.
  • Kanda HIV antikoru, ELISA yöntemi ile serolojik olarak araştırılır.

Korunma:

  1. Cinsel yolla bulaşa karşı korunma:
  2.  En sık bulaş cinsel temasla olduğu için bu yolla korunma büyük önem taşımaktadır.
  3.  Tek eşli yaşayarak kesin olarak HIV enfeksiyonunun bulaşı önlenebilmektedir.
  4.  Cinsel temas sırasında koruyucu kullanmak kaydıyla bulaşın engellendiği ispatlanmıştır.
  5. Kan ve kan ürünleri ile bulaşa karşı korunma:
  6.  1987 yılından beri ülkemizde kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmektedir.
  7.  Damar içi madde kullanımı alışkanlığının önlenmesi, tedavi edilmesi, ortak enjektör kullanımı risklerinin anlatılması bu grup hastalarda HIV bulaş riskini azaltmaktadır.
  8.  Kan bulaşma ihtimali olan diğer malzemelerin ortak kullanımından da kaçınılmalıdır.
  9. Anneden bebeğe geçiş için korunma:
  10.  Kadın HIV pozitif ise doğum kontrol yöntemleri öğretilmeye çalışılmaktadır.
  11.  Anne sütü ile virüsün geçişi gösterildiğinden annenin bebeği emzirmemesi önerilmektedir.

7. HEPATİT A (EPİDEMİK SARILIK)

Tanım ve Etken:

• Tüm dünyada görülen ve bilinen en eski hastalıktır.

• Halk arasında sarılık diye adlandırılır.

• Akut viral bir enfeksiyondur.

• Etkeni; RNA virüslerinden Hepatit A virüsü!

Kuluçka süresi:

  • Ortalama 25-30 gündür.

Bulaşma yolları:

• Hepatit A’nın kaynağı, hasta ve portörlerin dışkı ve idrarları ile ağız salgılarıdır.

• Bulaşma ağız yoluyla olur.

• Kirli ya da kontamine sular, yiyecekler, içecekler, eşyalar, iyi pişmemiş sebze, yumurta, midye, istiridye ve sütle bulaşma olur.

• Yaz mevsiminde dondurma, buz, konserve, hatta simit ve sandviçle de bulaşma olmaktadır.

Klinik Belirtiler:

 Hepatit A’da belirtiler iki dönemde incelenir:

  1. Sarılık öncesi dönem (preikterik dönem):

• Etken, sindirim sistemi ile alınır.

• Önce bağırsak epitel hücrelerine yerleşip çoğalır.

• Bulantı, kusma, iştahsızlık, halsizlik, baş ve karın ağrısı…

• Bu dönemde hastanın idrarı koyu çay rengindedir.

• Bu bulgu hepatit A hastalığının en tipik belirtisidir.

  • Sarılık dönemi (ikterik dönem):

• Çocuklarda sarılık öncesi dönemde görülen belirtilerde geçici iyileşme görülür.

• Ateş düşer, iştah açılır, halsizlik azalır.

• Bu iyileşme yetişkinlerde pek görülmez.

• Sklerada (göz akı) sararma görülür ve daha sonra tüm vücuda yayılır.

• Yetişkinlerde 3-4 hafta devam eder.

Klinik Tanı ve Laboratuvar Bulguları:

  • Hepatit A hastalarının %98’i iyileşmektedir.
    • Hastanın yaşı, sağlık durumu gibi faktörler hastalığın klinik seyrini etkilemektedir.
    • Hastalığın iyileşme dönemi yetişkinlerde, çocuklarda ve gençlerde farklıdır.
  • Hepatit A’da idrarda bilirübin, ürobilinojen ve eritrosit sayısı artar.
  • Kaşıntı, ciltte tuz biriktiğinde görülür. Hastalığın kesin tanısı karaciğer fonksiyon testlerinin (ALT; AST) yüksek çıkması ile konur.

Korunma:

 a. Tam korunmanın en etkili yolu, aşılanma! (Karaciğer hastaları, okul çağındaki çocuklar ve mesleki riski olanlar aşılanmalıdır.)

Bunun yanı sıra;

b.Ellerin sık sık yıkanması

c. Kontamine olma olasılığı bulunan besinlerin pişirilmesi

d.Suların kaynatılması

e. Hasta kişinin aktif olarak kullandığı ortak araç gereçlerin temizliği ve izole edilmesi ,

f.  Hijyen ve sağlık kurallarına uyulması

8. HEPATİT B (SERUM HEPATİT)

Tanım ve Etken:

  •  Hepatit B, karaciğerde iltihaplanmaya neden olan ve tüm dünyada yaygın olarak görülen bir virüs hastalığıdır.
  •  Etken, DNA yapısında hepatit B virüsüdür.
  • Kuluçka süresi:
  •  Kuluçka süresi 41-180 gündür.

Bulaşma yolları:

• Hasta ve portörlerin kan ve kan ürünleri ile vücut sıvılarında (meni, tükürük, vajen salgısı, anne sütü gibi) hepatit B bulunur.

• Hastalık, kan ve ürünleri ve bunlarla kontamine olmuş araç gereçlerle (enjektör, iğne, jilet, diş tedavisi ve çekim aletleri, dövme, akupunktur ve kulak delme araçları gibi) cinsel temas ve anneden fetüse geçmesi ile bulaşır.

 Klinik Belirtiler:

  • Hepatit B çoğu hastada herhangi bir belirti göstermez.
  • Sarılık öncesi dönemde ateş ya hafif olur ya da hiç olmaz.
  • Bazı kişilerde sadece grip benzeri hafif belirtiler görülür veya doktora gitmeyi gerektirecek kadar hasta hissetmezler.
  • Hepatit B hastalığında sklerada ve tüm vücutta yaygın sarılık, tipik belirtidir.
  • Hepatit B virüsü, organizmaya girip karaciğere yerleşir.
  • Karaciğerde büyüme, şişme, nekroz ve lob yapısında bozukluklar gelişir.
  • Hastalık kronikleşerek siroz ya da karaciğer kanserine neden olur.
  • Klinik Tanı ve Laboratuvar Bulguları:
  • Klinik tanıya kan ve kan ürünleriyle temas, idrar renginin koyulaşması ve sarılık belirtileri ile varılır.
  • Ancak kesin tanı, laboratuvar bulguları ile konur.
  • Karaciğer fonksiyon test değerleri yüksektir.

Korunma:

• Kesin tedavisi olmayan bu hastalığa karşı en etkili korunma yolu aşılanma!

• Hepatit B virüsü taşıyıcısı, hasta olmasa bile, kanı ve diğer vücut sıvıları ile hastalığı başkalarına bulaştırabileceğini bilmelidir. Her 4-6 ayda bir karaciğer fonksiyon testlerini yaptırmalıdır.

• Kişisel bakım malzemeleri (diş fırçası, jilet, tırnak makası gibi) paylaşılmamalıdır.

• Tek eşlilik!

• Dövme, piercing gibi girişimlerin riskli olduğu bilinmelidir.

9. HEPATİT C

Tanım ve Etken:

  •  Hepatit C virüsü, 1989 yılında bulunmuş olup; dünyada 170 milyondan fazla kişiyi enfekte etmiştir.
  •  Hastalığın etkeni, hepatit C virüsüdür.
  • Bulaşma yolları:
  •  Bu hastalık bulaşma ve portör yönleriyle hepatit B’ye benzer.  Bulaşma kan ve kan ürünleri ve bunlarla kontamine olmuş eşyalar, cinsel temas ve anneden fetüse geçme yolları ile olur.

 Klinik Belirtiler:

  •  Hepatit C hastalığında kronikleşme görülür.
  •  Kronikleşme sonucu, siroz ve karaciğer kanseri ortaya çıkar.
  •  Hepatit C virüsü sinsice karaciğerde harabiyet oluşturup siroza dönüştürür.
  •  Klinik belirtileri iştahsızlık, halsizlik, sarılık ve karaciğerde hassasiyettir.

Klinik Tanı ve Laboratuvar Bulguları:

  • Kan ve kan ürünleri ile kontaminasyonu, özellikle diyaliz hastası olmak, sık sık kan transfüzyonu, idrar renginin koyulaşması, aşırı halsizlik ve sarılık belirtileri klinik tanıda önemli bulgulardır.
  • Kesin tanı, etkene karşı oluşan antikorların (AntiHCV) kan serumunda görülmesi ile konur. Karaciğer fonksiyon testleri ve bilirübin yüksektir.

Korunma:

  •  Hepatit C’nin halen aşısı yoktur.
  •  Enfeksiyonlu kişilerin kanları ile bulaşmış jilet, ustura, makas, tırnak makası, diş fırçası gibi kişisel eşyaların kullanılmaması,
  •  Sıçramış kanları uygun dezenfektan madde ile temizlemesi,
  •  HCV’nin cinsel yolla geçişi çok nadir olmasına karşın, önlem olarak prezervatif kullanılması,
  •  HCV’li hastaların gittikleri herhangi bir hekime ve diş hekimlerine HCV’li olduklarını bildirmesi gibi önlemler hepatit C’den korunmada etkilidir.

10. KUDUZ

  • Tanım ve Etken:
  • Virüsle oluşan, santral sinir sistemini tutan enfeksiyon hastalığıdır.
  • Etkeni, rabies virüsü..!
  • Sinir hücrelerine eğilimi olan (nörotropik) bir virüstür.
  • Tüm dünyada yaygındır.

Kuluçka süresi:

  • 15 gün – 5 ay arasında olup ortalama 40 gündür.
  •  Isıran hayvanın durumu, ısırığın derecesi, beyine uzaklığı, ısırılan kişinin aşılı veya aşısız oluşu ve vücut direncine göre de değişiklikler gösterir.

Bulaşma yolları:

• Bulaşma, kuduz hayvanların ısırması ile olur.

• Kuduz virüsünü taşıyan yarasaların bulunduğu mağaralarda da bulaşma olmaktadır (solunum yoluyla).

KUDUZUN BULAŞMA YOLLARI VE ETKİLEDİĞİ DOKULAR

Klinik Belirtiler:

  •  Kuduzun ilk belirtileri, ısırık yerinde karıncalanma, kaşıntı, ağrı, halsizlik gibi şikayetler görülür.
  •  Sudan korkma (hidrofobi), havadan korkma (aerofobi), ışıktan korkma (fotofobi) ve sesten-gürültüden korkma (ankofobi) görülen önemli belirtilerdir.
  •  Salya ve salgılarda artma (hipersalivasyon) görülür.
  •  Hastalarda bağırıp-çağırma, saldırganlık hali görülür.
  •  Felçler, kol ve bacaklardan başlar ve yukarıya doğru yayılır.
  •  Bir sonraki evrede paralizi ve koma gelişir.  Kalbin ve solunumun durması sonucu hasta ölür.

Klinik Tanı ve Laboratuvar Bulguları:

 • Hastanın hangi hayvan tarafından ısırıldığının bilinmesi gerekir.

 • Yaranın durumu tespit edilir.

• Laboratuvar bulgusu olarak lökositoz, idrarda albüminin görülmesini sayabiliriz.

• Kuduzun kesin tanısı, histopatolojik incelemeler, virüsün hücre kültüründe üretilmesi ve serolojik testlerle konmaktadır.

Korunma:

  •  Hayvanlara düzenli olarak kuduz aşısının yapılması
  •  Şüphelenilen hayvanların gözetim altına alınarak hastalığın yayılmasının engellenmesi
  •  Ayrıca tüm köpekler kaydedilmeli; başıboş ve sahipsiz hayvanlar bulundurulmamalı
  •  Şüpheli durumlarda, hayvanlar 10 gün boyunca gözetim altında tutulmalı
  •  Kuduz etkeni bulaşan kişilere 0., 3., 7., 14., ve 28. günlerde 5 doz olmak üzere intramuskuler yoldan kuduz aşısı yapılır.
  •  Kuluçka süresinin uzun olması sebebiyle, ısırıktan hemen sonra kuduz aşısının başlanması, hastalığın ortaya çıkmasını engelleyecek ve şahsı ölümden kurtaracaktır..!
  •  Kızıl, boğmaca, difteri, tetanos, verem, zatürre, tifo, kolera, basilli dizanteri, gonore, frengi ve şarbon gibi hastalıklara neden olur.

BAKTERİYAL ENFEKSİYONLAR

1. KIZIL

Tanım ve Etken:

• Bakterilerin neden olduğu, ateş ve dilin çilek görünümü almasıyla karakterize enfeksiyon hastalığıdır.

• Etkeni, eritrojenik ekzotoksin yapan A grubu beta-streptokoklardır.

Kuluçka süresi:

  •  Kuluçka dönemi 2-5 gündür.

Bulaşma yolları:

• Hastalığın kaynağı hasta insanların ağız, burun, boğaz salgıları ve derideki yaralardır.

• Kızılda direkt temasla, hava ve damlacık (solunum), yaralanma, süt ve süt ürünleri, yumurta, yanıklarda (yanık kızılı) ya da doğuma bağlı yaralardan da (loğusalık kızılı) ve hasta ile kontamine olmuş eşyalarla bulaşma oluşur.

 Klinik Belirtiler:

• Kızıl hastalığı, titreme ve ateşle başlar. Diğer klinik belirtilere kırgınlık, bulantı, kusma, boğaz ve baş ağrıları eşlik eder.

• Ateşli dönemde hastanın dili önce beyaz, sonra da kırmızı çilek görünümünü alır.

• Buna çilek dil denir.

• Kızılın tipik ve ayırt edici belirtisidir.

KIZILDA ÇİLEK DİL

 Klinik Belirtiler:

• Öksürük ve burun akıntısı vardır.

• Döküntüler (tüm vücutta) sıktır ve elle basmakla solar. Döküntüler boyunda başlar, yüz ve gövdeye yayılır.

• Döküntüler deride sağlam kısım yokmuş görüntüsü alır (deri kırmızı boya ile boyanmış gibi).

• Derinin yumuşak ve kıvrım yerlerinde, kasık ve koltuk altında çoğalan kırmızı çizgilere «pastia işareti» denir.

Klinik Tanı ve Laboratuvar Bulguları:

• Kızıl, diğer enfeksiyon hastalıklarıyla karıştırılır.

• 2 yaşın altında, 30 yaş üstünde pek görülmez.

• Gebelikte kızıl geçirilirse;düşük, ölü doğum, bebekte körlük, sağırlık, kalp yetmezliği, mikrosefali, zeka geriliği gibi komplikasyonlara neden olmaktadır.

  •  Laboratuvar bulgusu olarak boğaz kültüründe streptokok ürer.

Korunma:

a. Özellikle burundan, boğazdan ya da kulaklardan gelen akıntının aktif olduğu devrelerde, hastalıklı kişilerle temas edilmemelidir.

b. Hastanın bütün eşyası, yatak ve yemek takımları dezenfekte edilmelidir.

c. Hasta çocukların birer hafta aralıkla üç defa boğaz salgısında mikrop aranıp bulunmadığı anlaşıldıktan sonra okula gitmesine izin verilmelidir.

2. TETANOZ

  • Tanım ve Etken:
  •  Yaralanmalar sonucu bulaşan, kasılmalarla seyreden akut, toksik bakteriyel enfeksiyon hastalığıdır.
  •  Etkeni, Clostridium tetani’dir.  Hareketli, sporlu, oksijensiz ortamda kolay üreyen (zorunlu anaerop), ekzotoksinleri olan mikroorganizmalardır.

Kuluçka süresi:

  •  Kuluçka süresi kişinin durumuna, yarasına göre değişir.
  •  Yeni doğan tetanozunda bu süre 3-10 gün, ortalama kuluçka süresi 1-2 haftadır.
  • Bulaşma yolları:
  •  Tetanoz basilinin bulaşma yolu, deri ve mukozadır.
    • Toz, toprak, hayvan dışkısı ile kirlenen bütün batıcı, kesici ve cerrahi aletlerden, enjektörlerden, cam kesiklerinden, paslı çividen, tenekeden, hatta gül dikeni yarasından etken vücuda girer.
    • Kan ve sinirler yolu ile merkezi sinir sistemine gider.
    • Hastalık tablosunu oluşturur.

 Klinik Belirtiler:

  •  Tetanoz, yetişkinlerde kırgınlık, halsizlik, iştahsızlık, huzursuzluk, sinirlilik, baş ağrısı, alaycı yüz ifadesi (risus sardonikus = acı gülüş, alaycı gülüş) ve yara yerinde ağrı gibi belirtilerle görülür.
  •  Kasılmalar, yüz kaslarından başlar.
  •  Çene kasları kasıldığından hasta ağzını açamaz, çiğnemede zorlanır.
  •  Bu tipik ilk belirtidir.
  •  Baş arkaya doğru, sırt öne, karın içe çekilmiştir.
  •  Kol ve bacaklarda sertlik olur ve yay görünümü alır.
  •  Bu belirtiye opistotonus denir.  Bu hastalığın ölüme yakın sürecinde ateş çok yükselir.

Klinik Tanı ve Laboratuvar Bulguları:

  • Yaş, cins ve ırk ayrımı gözetmeden tetanoz tüm dünyada görülür.
  • Yenidoğan tetanozundaetken yeni doğanın kesilen göbeği veya pansuman malzemeleri ile göbeğe girmesi sonucu görülür. Ölüm oranı yüksektir.
  • Klinik Tanı ve Laboratuvar Bulguları:
  • Erişkin tetanozunda, tetanozun genel belirtileri görülür.
  • Lokal tetanozta, yara yerinde hafif kasılmalar görülür.
  • Laboratuvar bulguları, lökositoz ve karaciğer fonksiyon testlerinde yükselmedir.

Korunma:

a.Temiz yara bakımı ve kirli yaraların cerrahi tedavisi,

b.Yenidoğan tetanozundan korunma ise, anne adaylarının 3. aydan itibaren aşılanması,

c.Çocukluk dönemi aşı programında DBT (difteri-boğmacatetanoz) olarak aşı uygulanır.

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın